Türkiye ekonomisinin son yıllardaki en kritik gündem maddelerinden biri şüphesiz yüksek enflasyon olmuştur. Fiyatlar genel seviyesinin sürekli ve hissedilir bir şekilde artması, hem tüketicilerin alım gücünü düşürmekte hem de işletmelerin yatırım ve üretim kararlarını olumsuz etkilemektedir. Enflasyonun nedenleri çok çeşitli olabilir; talep enflasyonu, maliyet enflasyonu, kur geçişkenliği ve beklentilerdeki bozulma gibi faktörler Türkiye özelinde etkili olmuştur.
Yüksek enflasyonla mücadelede merkez bankalarının temel görevi, fiyat istikrarını sağlamaktır. Bu doğrultuda Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), uzun bir aradan sonra 2023 yılının ortalarından itibaren para politikası sıkılaştırmasına gitmiştir. Para politikası sıkılaştırması, genellikle ekonomideki para miktarını azaltma veya paranın maliyetini artırma yoluyla enflasyonu düşürmeyi amaçlayan bir dizi önlemi ifade eder.
Para Politikası Sıkılaştırmasının Temel Araçları:
- Faiz Artırımları: Sıkılaştırmanın en bilinen ve en etkili aracı politika faizlerinin yükseltilmesidir. TCMB’nin politika faizini artırması, bankaların birbirlerinden veya TCMB’den borçlanma maliyetini artırır. Bu da bankaların ticari ve bireysel kredilere uyguladığı faiz oranlarını yükseltir. Kredi maliyetlerinin artması, harcamaları ve yatırımları kısarak toplam talebi frenler ve enflasyonist baskıyı azaltır. Türkiye’de politika faizi, son aylarda agresif bir şekilde yükseltilerek sıkılaştırma adımlarının merkezine oturtulmuştur.
- Niceliksel Sıkılaştırma (Miktar Bazlı Tedbirler): Faiz artırımlarına ek olarak, TCMB rezerv opsiyonu katsayıları, zorunlu karşılık oranları gibi araçlarla piyasadan likidite çekerek para arzını daraltma yoluna gidebilir. Ayrıca, açık piyasa işlemleri yoluyla piyasadan fazla likiditeyi emerek dolaylı yoldan sıkılaştırma sağlayabilir.
- Makroihtiyati Tedbirler: TCMB, bankacılık sektörü üzerinde kredi büyümesini sınırlayıcı veya belirli sektörlere yönelik kredi akışını kontrol edici makroihtiyati tedbirler de uygulayabilir. Örneğin, kredi kartı harcamalarına veya tüketici kredilerine yönelik kısıtlamalar getirerek toplam talebi dizginlemeye çalışabilir.
Sıkılaştırmanın Beklenen Etkileri ve Zorlukları:
Para politikası sıkılaştırmasının temel hedefi enflasyonu kalıcı olarak düşürmektir. Ancak bu sürecin bazı yan etkileri ve zorlukları da bulunmaktadır:
- Ekonomik Büyümede Yavaşlama: Kredi maliyetlerinin artması ve talebin düşmesi, ekonomik büyüme hızında bir yavaşlamaya neden olabilir. Bu, işsizlik oranları üzerinde de baskı yaratabilir.
- Kur Baskısı ve Sermaye Akışları: Yüksek faizler, yabancı sermayeyi ülkeye çekerek döviz kurları üzerinde dengeleyici bir etki yaratabilir. Ancak bu, aynı zamanda sıcak para giriş-çıkışları açısından kırılganlıkları da beraberinde getirebilir.
- Beklentilerin Yönetimi: Enflasyonla mücadelede en zorlu alanlardan biri, enflasyon beklentilerini aşağı çekmektir. Hane halkı ve işletmelerin geleceğe yönelik fiyat artışı beklentileri, mevcut enflasyonun sürükleyicisi olabilir. TCMB’nin kararlı duruşu ve iletişim politikası bu açıdan hayati öneme sahiptir.
- Toplumsal Etki: Faiz artışları, özellikle konut kredisi gibi uzun vadeli borçlanmalarda maliyeti yükselterek hane halkı üzerinde baskı yaratabilir.
TCMB’nin attığı bu sıkılaştırma adımları, enflasyonu tek haneli rakamlara düşürme ve fiyat istikrarını sağlama hedefine ulaşmak için kritik öneme sahiptir. Sürecin başarısı, sadece para politikasının kararlılığına değil, aynı zamanda maliye politikası ile eşgüdümüne ve beklentilerin başarılı bir şekilde yönetilmesine de bağlı olacaktır.

